İstatistiklerime bakmak için tıklayın.
Bana mesaj atmak için tıklayın.

İLK YAZIM !

30 Aralık 2007 Pazar

Gittiğim Yerler 2 - Zeus Altarı

Gittiğim Yerler 2 - Zeus Altarı

Kamyon Arkası Yazılarında ve Değerlendirme ve Bayram Kutlaması yazılarımda söz verdiğim gibi sıra geldi Zeus Altarı'nı anlatmaya. Ege kıyıları en sık yolculuk yaptığımız yerlerden biri. Hem ailenin bir kısmı Ege Denizi'nin değişik yerlerinde oturuyor, hem de bizimkilerin işleri yüzünden sık sık Kuzey Ege - Güney Ege yolunu kullanıyorlar. Bu yolculuklar sırasında
Çanakkale'den çıktıktan yaklaşık bir saat sonra vardığımız Çanakkale'nin Ege sahilindeki son ilçesi olan Küçükkuyu'yu genellikle hızla geçeriz. Çünkü babamın yetişeceği onca daha önemli yerler vardır!

Gerçi hakkını yememek lazım, oradaki bir çok özgün konaklama tesisini, sahilini, merkeze Çanakkale yönünden girişte, sağda bulunan Adatepe Zeytinyağı Müzesi'ni gezmişizdir. Ona göre olay bitmiştir. Ama ben her geçişte Zeus Altarı tabelasını görüp aklım orada kalmıştır. Ege'yi böyle gezip de mitolojiye ilgisiz kalmak bana ters gelir.

(Bu arada sizin için hiçbir fedakarlıktan kaçınmayarak babamım arşivine dalarak yararlı bir e-kitap buldum: New Larousse Encyclopedia of Mythology. Kitap ingilizce ama ingilizceyi iyi bilenler için güzel bir kaynak. Buradan pdf olarak indirebilir, özetini, içindekileri okuyabilirsiniz.)

Zaten bu mitoloji merakını bana biraz da bizimkiler vermiştir.
Yollarda oynadığımız oyunlara baktığınızda ne demek istediğimi anlayacaksınız. Neyse, ben birçok tapınak, antik kent gezdim. Ama adının içinde
Zeus geçen bir yere pek sık rastlanmıyor. Babam" bir numara yok orada" dedi, yolu da güzel değilmiş. Vaktimiz vardı, ısrarlarıma dayanamayarak köylülerin "Zeus Atları" dediği yere doğru İzmir yolundan ayrıldık.

Rivayete göre köylüler o bölgede eski atlar ve atlarla ilgili kalıntılar ararlarmış!

Altar ne demek, siz biliyorsunuz değil mi?

Oraya gelmeden, mitoloji ne demek peki?

Size en sevdiğim kitaplardan olan
Ayşe Kilimci'nin yazdığı "Olimpos'ta Bir Kuş" adlı kitaptan alıntı yapayım:

" Mitoloji yunanca masal, öykü demek olan myhtos ile söz anlamına gelen logos sözcüklerinden oluşmaktadır. Mitoloji, uzun zaman önce yaşamış olan toplumların inandığı tanrılar, kahramanlar, periler ve devlerin hayatlarından, yaşadıkları maceralardan söz eden masallardır. Mitoloji, aynı zamanda, gerçek hayata uymayan bu masalların nasıl doğup geliştiğini araştıran bir bilimdir. En ilkelinden en gelişmişine kadar her toplumun kendi mitolojisi vardır."
Zeus da antik yunan mitolojisinin en önemli karakterlerinden biri. Hatta başrol oyuncusu. Birçok mitolojik öykü okuduğum için biliyorum, her taşın altından çıkıyor: Her olayın içinde, herkesle akraba...
"kronos ile rhee'nin oğlu, kız kardeşi here'nin kocası; göklerin tanrısı;tanrı olarak düşünülen gök; sonu yok ışığın yayıldığı ether içinde tahtını kurmuştur. yüksek tepelere de iner taht kurar sayılırdı, fakat hiçbir zaman yere inmezdi. gök tanrısı olarak bulutları devşirir karanlığı 'geceyi' getirir; fırtınaları koparır; bulut devşiren, fırtına koparan ismiyle anılır. yıldırım olarak düşer, şimşek olarak çakar,gök gürültüsü olarak gürler; yağmuru o yağdırır: ağaçları, yemişleri, çiçekleri, ekinleri besler, bereket yaratır, bütün bu görünüşüyle tapınılır. rüzgarı ve buraganları gökten gönderen yine o'dur. ıris <> onun bir eseridir ve tanrılaşmış olarak habercisidir. gücüne kudretine sınır yoktur, bütün tanrılar ve dünyayı bir altın zincire asarak tutabilir. bütün tanrılardan , hatta kardeşleri poseidon ile hades'ten daha güçülü, kudretlidir. zeus için moira (kader) bütün tabiata hakim olan kanundur, ki onun aklından çıkmış ve aklıyla kapsanmaktadır. tanrıların ve insanların babası, sahibi, hakimi tanrıdır. ölümlülere ve insanlara vücut, yürek ve akıl veren ; felaketi ve refahı getiren, şanı şerefi bağışlayan veya şerefsizlik içine atan zeus'tur. hanlara, krallara ve budunlarrına o hakimdir; adalete aykırı hareket ederlerse, onlara ceza verir. kanunlara inanmak en büyük şarttır..."
Kaynak
Ayrıca daha fazla ayrıntı için buraya da bakabilirsiniz:
Zeus
Evet, şimdi de
altar ne demek ona bakalım: Eşanlamlısı sunak, yani Zeus Sunağı demek de daha güzel olabilir. Hem herkes onu atlar ile karıştırmaz hem de bu sözcükle yeni karşılaşmışsa bile yaklaşık anlamını, birşeyler sunulan yer anlamına geldiğini anlar.
Ansiklopedide altar şöyle tanımlanıyor:
"Altar, adak adanan ve kurban kesilen dini yapı. Özellikle antik dinlerde yaygın olan altarlar, Musevilik ve Hristiyanlıkta da önemli bir yere sahiptir. Altarlar, mimari açıdan da önemli yapılardır. Antik dinlerden kalan altar yıkıntıları, dinlerin ayinsel özelliklerini ve ibadet geleneğini öğrenmek açısından çeşitli ipuçları taşır."
Nerede kalmıştık ansiklopedik bilgilere dalmadan önce?
İzmir yolunda ayrılıp dağa doğru arabayı bir yanyola sokmuştuk. Bu dağın adı Gargara Tepesi. Yanlış! Dağın adı tepe olur mu! Dağın adı
Kazdağı mitolojik adıyla İda Dağı. Hani şimdi madencilerin altın aramaya başladıkları, ağaçları kesip, altını üstünü oydukları dağ. Gargara Kazdağı'nın bir tepesi. Antik adı Gargaros.
Zeus
Troya Savaşı'nı bu tepenin üzerinden yönetmiş. ( Troya da yazılacak yerler arasında).
Zeus Altarı'na
giden yol pek iyi değil, babamın dediği gibi. Hatta bir yerden sonra bizim arabayı park edip ağaçların arasından yürümeye başlıyoruz. Hava yağışlı değil, hatta güneş bile var ama çok soğuk. Ağaçların arasında yürüyüş pek de kısa sürmüyor, arabayı çok geride bırakmışız. Birden karşımıza çıkıveriyor üzerine çaputlar (çaput kumaş parçası demekmiş) bağlanmış bir ağaç. Ürkütücü. Kendimi birden bir korku filmindeymişim gibi hissediyorum. Zaten Zeus meus kafam karışık, her taraf ıssız. Bir yıkıntı dekoru tamamlıyor. Gerçekten ürkütücü, ürperiyorum.Bu ilk sersemliği atlattıktan sonra altar maltar hikaye, manzaraya bakıyoruz.
Manzara yeter:

Midilli, tüm Edremit Körfezi, Kazdağları bir harita gibi ayaklar altında. Google Earth'un canlısı. Lütfen oralardan geçiyorsanız o manzarayı, Ege Denizi'ni , deniz gibi zeytin ağaçlarını görmek için bir yarım saat kırkbeş dakikanızı ayırın. Zeus'a da böyle bir yer yaraşır. Hani derler ya krallara layık bir yer diye, burası tanrılara layık.

Tanrıları Zeus'a teşekkürlerini ifade etmek için kurbanlarını burada sunarmış eski insanlar. Şimdikiler ise Zeus'tan dilek dilemek için çaput (çok sevdim bu yeni öğrendiğim lafı, söylerken insanın ağzının içinden bir aşağılamayla birlikte çıkıyor sanki) bağlayıp, yerlere çöp atıyorlar, kurbanları da sokak ortalarında kesiyorlar. Tesadüfe bakın, bir gün sonra kurban bayramı...
Kurban bayramlarında portatif ve hijyenik sunaklar kullanılmalı....

Bunları konuşarak arabaya geri dönüyoruz. Adatepe köyü az uzakta...Hava soğuk, babamdan buraya tekrar ama havanın daha güzel olduğu bir zamanda yine gelmek üzere söz alıyorum.


Asklepium ( en sevdiğim antik yerdir, niyesini sonra anlatırım) dan sonra Zeus Altarını da sık ziyaret edilenler listeme ekliyorum...


Konu ile ilgili önerdiğim kitaplar:

Olimpos'ta Bir Kuş, Ayşe Kilimci

Ege Kıylarından Eski Zaman Masalları, Ahmet Ünver
Çocuklar İçin İlyada, Çeviren: Celal Üster
New Larousse Encyclopedia of Mythology.


İlgili Yazılarım:
Kışın Çocuklarla Yolculuk
Bayramlarda Yolculuk
Okul Çağı Oyunları
Gittiğim Yerler 1 - Bozcaada

Hiç yorum yok:

.

SON YAZILARIM


Yazacak çok şeyim var
- Okuduğum Kitaplar
- Seyrettiğim Filmler
- Otobüsle Yolculuklarım
- Kullandığım Bilgisayarlar
- Gördüğüm Yerler
- Kaldığım Oteller
- En Sevdiğim Siteler
- Bindiğim Arabalar
- Benzin İstasyonları
- .........
" Sponsorlar Arıyorum"
Blog istatistiklerim için TIKLAYIN
Baktım blog belgesellerdeki Pakistan Hindistan otobüslerine dönmeye başladı, bir köşeye topladım bu ıvır zıvırı. Ivır zıvır dediğime bakmayın, siz yine de beni favorilerinize almayı unutmayın. Bir de şu ankete kaç yaşınızda olduğunuzu belirtirseniz ( hesapladım, 2 saniye tutuyor) çok sevinirim.

B L O G İ Ç İ A R A M A