İstatistiklerime bakmak için tıklayın.
Bana mesaj atmak için tıklayın.

İLK YAZIM !

6 Mayıs 2008 Salı

Gelincik Mi Seversiniz, Papatya Mı?


Gelincik Mi Seversiniz, Papatya Mı?


Çiçekleri severim, gelinciği ve papatyayı da.
Ama en çok gelincik ve papatyanın bir arada olduğu çimenleri, kırları severim.
Özlediğim kırları...
Dersler yüzünden koşup oynayamadığım, çiçeklerini toplayamadığım kırları...

Mis gibi kokan, minik kuzu ve oğlakların oynaştığı kırları severim.

Bu yıl hiç olmadı. Ama her bahar ailece sık sık kırlara giderdik bu yıla kadar.
Ya özel olarak, ya da yolculuklar sırasında geniş molalar vererek çiçekler, otlar toplar, kuzular severdik.

Bildiğim tek olumsuzluk elimi her seferinde sokan arılardır. Bir tek onlara biraz mesafeliyimdir. Gerçi hayvancıklara da hak vermiyor değilim, kırmızı gelincikleri toplarken onların canını acıtıyorum ve onlar da affetmiyorlar!

Annem egelidir.
Otları tanır ve topladığımız otlardan bir sürü salata, börek ve yemek yapar.

Tahmin edebileceğiniz gibi ben otları pek sevmem. Bütün işim ot yerine gelincik toplamaktır. Çünkü gelinciklerle gelincik şerbeti yaparız. Gelincik şerbetini kola kadar severim. Belki de üretme sürecine katıldığım için severim.

Öyle kolay kolay da yapılmaz şerbet. Önce tek tek toplayacaksınız arılara rağmen. Sonra her bir kırmızı yaprağın tek tek dibindeki siyah bölgeleri koparıp atacaksınız. Arının soktuğu parmağınız iki dakikada simsiyah olmuş, bir bakacaksınız.

Üstelik bugün kırda çok yorulduk, yarın ayıklarız deme şansınız da yok. Yapraklar ertesi gün sizlere ömür...Topladığınız gün ayıkladınız ayıkladınız. Ayıklamamışsanız maalesef çöpe gelincikler...




Herkes; annem , babam, ben ve varsa babaannem o akşam masanın çevresine geçeriz, televizyon da izleyerek neredeyse sabaha kadar ayıklarız gelincikleri. Sonra onları büyükçe şişe ve kavanozlara koyarız, su ekleriz üstüne. Pencere önünde 3-5 gün bekletiriz. Güneşte o kırmızı renklerini ve kokusunu suya aktarır gelincikler.
Daha sonra yaprakları süzüp atarız ve şeker ekleriz. Bir süre de böyle bekler. Sonra istediğimiz gibi sulandırıp içeriz.
Babaannem ve annem suyla ve bol buzla severler. Ben sade gazozla. Babam ise içine cin koyar öyle içer. Bu numarayı da Bozcaada'da öğrendi.

Ha aklıma gelmişken; bizim yaptığımız gelincik şerbeti bir haftada biter. Sonra canımız isterse Bozcaada'ya bir mail atar babam, onlar şişelenmiş olarak gönderir.(adresleri:
gelincik şerbeti) Onlarınki bizimkine göre daha koyu, daha konsantre. Daha çok su kaldırıyor yani.

Epeydir yazamamıştım bloğa.
Dersler...
Gelincikler iyi geldi.

Gelincikleri de papatyaları da severim.

Keşke dersleri kırlarda yapsaydık...
Ve keşke babaannem de burada olsaydı, gelincik şerbeti yapsaydık...

Hiç yorum yok:

.

SON YAZILARIM


Yazacak çok şeyim var
- Okuduğum Kitaplar
- Seyrettiğim Filmler
- Otobüsle Yolculuklarım
- Kullandığım Bilgisayarlar
- Gördüğüm Yerler
- Kaldığım Oteller
- En Sevdiğim Siteler
- Bindiğim Arabalar
- Benzin İstasyonları
- .........
" Sponsorlar Arıyorum"
Blog istatistiklerim için TIKLAYIN
Baktım blog belgesellerdeki Pakistan Hindistan otobüslerine dönmeye başladı, bir köşeye topladım bu ıvır zıvırı. Ivır zıvır dediğime bakmayın, siz yine de beni favorilerinize almayı unutmayın. Bir de şu ankete kaç yaşınızda olduğunuzu belirtirseniz ( hesapladım, 2 saniye tutuyor) çok sevinirim.

B L O G İ Ç İ A R A M A