İstatistiklerime bakmak için tıklayın.
Bana mesaj atmak için tıklayın.

İLK YAZIM !

7 Şubat 2008 Perşembe

Son Gezi


Son Gezi (Mi?)

Tatildeyim.

Bugün arkadaşlarımla buluştum.

Sinemaya gittim.

Güzel bir film seyrettim: Red Kit

Okul, ders yok.

Gerçi babam yakaladıkça almanca çalıştırmaya, annem matematik çalıştırmaya çalışıyorlar, ama şimdiye kadar bir iki sıyrık alma dışında beni pek yaralayamadılar. (
karnemde matematik ve almanca 4, diğerlerini söylemiyorum heralde 5, benden başka ne beklersiniz!)

Sonuç olarak keyifli bir günüm.

Babama sordum, "bir daha ki gezimiz nereye?"

Gerçi babamdaki son zamanlardaki hafif bir gerginliği sezinlemiyor değildim, televizyonda gergin, asabi, elini sürekli masalara vuran adamları seyredip duruyordu. Arkadaşlarıyla her zamankinden farklı şekilde tartışıyordu. Ama bu cevabı beklemiyordum:

"Bursa son gezimizdi. Bir daha bir yere gidemeyebiliriz. Bursa dedim de, sen Google'da Bursa Nutku'nu ara bakalım, Atatürk Bursa'da ne demiş, bul bana " dedi.

Google'da aramaya ne olacak. Bir saniyede buldum. "Baba, gel buldum" dedim. Asabiyiz ya, ille fırçalayacak: "Ben biliyorum, beni ne çağırıyorsun, sen oku" dedi. Okudum:

Bursa Nutku

Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir.
Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, “Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır” demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.
Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır.
Genç, “Polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir” diye düşünecek, ama hiç bir zaman yalvarmayacaktır. Mahkeme onu yargılayacaktır. Yine düşünecek, “demek adalet örgütünü de düzeltmek, yönetim biçimine göre düzenlemek gerek”
Onu hapse atacaklar.
Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp, haksız ve suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek.
Diyecek ki, “ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. Araya girişimde ve eylemimde haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek de benim görevimdir.”


İşte benim anladığım Türk Genci ve Türk Gençliği!
Okudum.
Hatta birkaç kere okudum.
Babamın bu hali beni korkuttu.

Niye mi? Daha önceki yazılarımı okuyanlar bilirler, babam, bir yolculuğa çıkmadan önce hep gergin olur.
Bu normaldir.
Yolculuğa çıkmayacağız, ama babam gergin.

Bu farklı bir yolculuk olsa gerek, benim henüz anlayamadığım.
Dün kulak misafiri olduğum şakayla karışık bir lafla birleştirmeye çalışıyorum bütün bunları: "Benim ki mavi kuşak, kendini korumayı belki becerebilir, sen kendi kızını nasıl koruyacaksın......"
Ben de gerildim.
Neler oluyor?
"Yahu ben bir çocuğum" demiştim SBS sınavına, derslere isyan ederken bir yazımda, şimdi, oyun oynamak, blog yazmak varken bu mavi kuşak hikayesi de ne oluyor....
..............
İşin kötüsü tarafı babam ne derse olur.
Gerginim.
Babamın uyuz olduğu Vikipedia'ya baktım olayı anlamak için.

" Mustafa Kemal Atatürk'ün, 5 Şubat 1933 günü Bursa'da yaptığı konuşmadır.

Şubat 1933'ün ilk günlerinde Bursa Ulucami'de toplanan 100 kadar irticacı kişi camilerde Türkçe ezan okunmasına karşı bir ayaklanma girişiminde bulunurlar. Ayaklanma kısa sürede bastırılır. Atatürk olayın hemen ardından Bursa'ya gider. Çekirge yolu üzerinde bulunan bir köşkte akşam yemeği yenildiği sırada bir kişi Atatürk’e ayaklanmayla ilgili olarak şöyle diyecek olur: "Bursa gençliği olayı hemen bastıracaktı, fakat zabıtaya ve adliyeye olan güveninden ötürü...". Atatürk'ün hemen konuşmakta olan kişinin sözünü kestiği ve günümüzde "Bursa Nutku" diye anılan konuşmayı yapmıştır.

Bu konuşmayla ilgili olarak Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı, "Kemalizm, Laiklik ve Demokrasi" adlı kitabında şu yorumu yorumu yapar: "Tarihte bu sözleri söyleyebilen bir başka devrimci çıkmış mıdır? Başında bulunduğu devletin bile 'zaaf' içinde olabileceğini düşünen, geleceğin siyasal iktidarlardan kuşkulanabilen, ama gençliğe böylesine 'sınırsız' bir güven besleyen, böylesine 'çek' veren, gençliği böylesine 'son çare' olarak gören bir devrimci yoktur! Ve Atatürk, hem gelecek iktidarlar hem de gençlik konusunda yanılmamıştır."

Ben sonuçta çocuğum, babamla tekrar konuşmalıyım bu konuyu.
Burada gençlerden bahsediliyor.
Aklıma Kurtuluş Savaşı sırasında yararlı işler yapan kahraman çocukları anlatan okuduğum öyküler geliyor.
Kafam karıştı.
Neler oluyor?





İlgili Yazılarım:

Tarihte Bugün Atatürk
Mustafa Filmi ve Düşündürdükleri

24 Kasım Öğretmenler Günü ve Atatürk'e “Başöğretmen” ünvanı verilişinin 78’inci Yıldönümü

1 yorum:

ipek s. dedi ki...

yaklaşık 1 aydır yazılarını okuyorum. Bu yazı en özel yazılarından biri bence. Konu hakkında babanla tekrardan konuştun mu bilmiyorum. Benim önerim kafanın karışıklığını gidermek için okuyup öğrenmelisin. Atatürk'ün hayatından başla mesela. Bilgisi olanın da kafası karışabilir ayrıca, bunu da unutma. Ama okumanı çeşitlendirirsen birgün bakacaksın ki herşey daha az kafa karıştırıcı. Başarılar dilerim ufak yolcu...

.

SON YAZILARIM


Yazacak çok şeyim var
- Okuduğum Kitaplar
- Seyrettiğim Filmler
- Otobüsle Yolculuklarım
- Kullandığım Bilgisayarlar
- Gördüğüm Yerler
- Kaldığım Oteller
- En Sevdiğim Siteler
- Bindiğim Arabalar
- Benzin İstasyonları
- .........
" Sponsorlar Arıyorum"
Blog istatistiklerim için TIKLAYIN
Baktım blog belgesellerdeki Pakistan Hindistan otobüslerine dönmeye başladı, bir köşeye topladım bu ıvır zıvırı. Ivır zıvır dediğime bakmayın, siz yine de beni favorilerinize almayı unutmayın. Bir de şu ankete kaç yaşınızda olduğunuzu belirtirseniz ( hesapladım, 2 saniye tutuyor) çok sevinirim.

B L O G İ Ç İ A R A M A