İstatistiklerime bakmak için tıklayın.
Bana mesaj atmak için tıklayın.

İLK YAZIM !

otomobil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
otomobil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Kasım 2007 Pazartesi

Yolculukta Arabanız Yanarsa


Yolculukta Arabanız Yanarsa


Hiç başımıza gelmedi. Yolda yanan araba da görmedim. Ama bu başımıza hiç gelmeyecek anlamına gelmez. Bu işlere dalmışken bu otomobil yanma olayına da bir değinelim dedim.
Düşünüyorum da yolda giderken bir de bakıyorsunuz arabanın ön tarafından dumanlar çıkıyor.
Aman allahım...
Ne olacağını söyleyeyim. Babam hemen panikler, abuk subuk sert bir fren yapar ve
bana bağırarak hemen dışarı çıkmamı söyler.

Kitaplar böyle yazmıyor. Babam aslında çok kitap okur, ben de ondan etkilenmiş olmalıyım bu kitap
okuma konusunda, ama dedim ya babam panik adamdır, okuduklarını unutuverir bazen.
Bu arada
ben unutmamak için yazayım: kitap okumaya nasıl alıştım yazımı da
okumamazlık etmeyin. Hatta okuduğum kitapları ve özetlerini de...

Her neyse okuduğum kaynak kitap diyor ki:

1- Yolda giderken arabanızda yangın çıktığını farkeder etmez sağ sinyalinizi vererek yolun kenarına park edin. ( Öyle babamın yapabileceği gibi panik içinde zank diye durursanız arkadan gelen araba da size garç diye vurur.)

2- Park ettikten sonra kontak anahtarını kapatın.

3- Arabayı terkedin. Tabi bize de bağırıp çağırmak yok, görüyoruz olağanüstü bir durum var, aşağıya dikkatlice ineceğiz. Baba sen eğer bir bebek varsa onu kucağına al da öyle arabadan uzaklaş.

4- Babacığım sen itfaiyeci değilsin ki... Ne eğitimini aldın bu işin, ne tecrüben var. Üstelik arabadaki yangın söndürme tüpünün ne kadar iş göreceği de şüpheli.
Kitap der ki: Hiç birşey insan
hayatından önemli değildir.
Eğer panik içinde çıkarken arabadan telefonunu unutmadıysan, hemen
karayollarını mı, polisi mi, itfaiyeyi mi bir yerleri ara ve haber ver.

5- Yola uyarı işaretleri koyarak gelen araçları uyar. Ateşe yaklaşmak isteyen yalancı itfaiyecilere engel ol.

Araba kaskolu değil mi zaten, bırak yansın, yenisini alırız. Sen yanarsan senin yenin yok!

Bu yazıdan bence iki tane önemli sonuç çıkıyor:
1- Olağanüstü durumlarda mümkün olduğunca sakin olmalıyız.
2- En değerli ve yerine konamayacak şey insan hayatıdır.

Gerisi palavra...

Çocuklarla Gece Yolculuğu



Çocuklarla Gece Yolculuğu

Babamlara göre çocuklarla çıkılabilecek en kolay yolculuk tarzı! Zira karanlıkta arkada sızıp kalıyoruz, ne oyun ne mola istediği, ne dondurma ne çişim geldi hikayeleri... Hiçbiri yok.
Bastır git di mi baba? Yok öyle yağma! Gece karanlıkta, hele bir de çoluk çocuk gitmenin de kuralları var.
Gerçi biz yollardayken pek karanlıklara kalmayız, hatta babam karanlık
çökmesine yakın yollarda isek biraz bastırır ki karanlıkta yol almasın.
Ya da varacağımız yere
karanlık olmadan varma şansımız yoksa gözüne kestirdiği uygun bir yerde bir otele gitmeyi tercih eder.

Nedir babamı karanlıkta yol almaktan caydıran, anlatayım. Bir kere yapılan araştırmalar gösteriyor ki ölümcül kazaların büyük bir çoğunluğu gece karanlıkta oluyor. Niye?
Cevap
çok açık : ortalık karanlık ve farlar nereyi aydınlatıyorsa sadece oraları,
o da sınırlı olarak görebiliyorsunuz.

Ne derinlikleri algılabiliyorsunuz ne de renk görebiliyorsunuz. Işık yoksa hayat zor, özellikle babalar için. Hatta deniliyor ki 50 yaşını aşmış biri gece 30 yaşındaki birinden 2 kat daha az görüyor.Sonra o kadar yol gelmiş adam, yorulmuş. Karanlık da çökmüş algılama malgılama azalmış.

Sonuç: konsantrasyon azlığı ve yavaşlayan tepkiler.

Ama bazen zorunlu olarak da gece yolculuk yapılıyor.
Biz de yapmıştık. Hem de ne yolculuk!

Kuzey Ege sahillerinden İstanbul'a yeni gelmiştik. Dedemler de Güney Ege'de bir şehirde. Daha çantaları açmadan bir telefon ve dedemin acil olarak hastaneye kaldırıldığını öğrendik. Çantaları tekrardan arabaya yükleyip gerisin geri ve daha uzun bir yolculuğa çıktıydık. Ben tabi yolu pek hatırlamıyorum: Malum uyku tatlı!
Peki zorunlu olarak yola çıkılıyorsa ve üstelik ufak yolcu ve yolcular da varsa arabada babalara neleri hatırlatmak lazım?
Bunları:

1- Arabayı gece yolculuğuna hazır hale getirmeli baba. Farları, sinyalleri temizlemeli. Camları silmeli.

2- Far ayarlarının zaten yapılmış olması gerek servis tarafından. Bizim örnekte olduğu gibi alelacele yola çıkılıyorsa bu yapılacak bir şey değil. Ama ayarsız farlar hem karşıdan gelen araba sürücülerini rahatsız eder, hem de sizin görüşünüzü kısıtlar.

3- İçki sigara zaten yasak.

4- Sürat yapmak da yok. Ayrıca önünüzdeki aracı takip mesafesini de normalden fazla tutmak lazım.

5- Gece yolculuklarında uyanıksanız size ama asıl annenize çok iş düşer. Yol kenarlarındaki hareketli şeylerin izlenmesi ve sürücü görmediyse uyarılması gerekir. Sürücü selektör yapıp yani farlarını bir kısa bir uzun yapıp hareketli nesneleri uyarmalıdır.

6- Karanlıkta en çok işe yarayanlar yol üzerindeki çizgiler ve yol kenarındaki sabit duran kedi gözleridir. Sürücü bunları kendine referans almalıdır. Ben bazen sayarım onları. Pek sağlıklı bir şey olmasa gerek...

7- Siz de görmüşsünüzdür yollarda: Bazı araçların tek farı yanmaz. Sollarken babanızı uyarın, bu araç ille bir motorsiklet olmayabilir, tek gözlü korsan bir kamyon da olabilir.

8- Özellikle sürücünün iyice yorulduğu anlarda önünüze bir araba katıp onu izlemek yararlı bir yöntemdir. Tabi o arabaya çok yaklaşılmayacak ve uzun farlar kapatılarak önünüzdeki taşıtı rahatsız etmemek şartıyla.

9- Ufak yolcular zaman zaman uyanabilirler. Ufak yolcular çok ufaksalar hiç uyandırmamaya bakın derim ben. Tekrardan uykuya dalıncaya kadar kök söktürebilirler anneye. Babanın da dikkatini dağıtırlar. Bence bir benzincide durup bebeğin havalanmasını sağlamak iyi bir fikir olabilir. Hem baba da bir kola içip dinlenebilir.

Bu sayfaya uygun ne video bulabildim ne de resim. Madem o kadar babamdan
bahsediyorum buralarda, bari onun pek sevdiği (ben aslında o kadar sevmem) bir şeyler koyalım da çalsın. Hem günün anlam ve önemine uygun bir parça, en azından adı öyle, hem babanın gönlü olsun...
İlhan İrem söylüyor: Gece Yolculuğu. Sözler de Özdemir Asaf'ınmış, bunu da eklememi istedi.



Çocuklarla Yazın Yolculuk


Çocuklarla Yazın Yolculuk

Bizim arabanın kliması yok. Sıcak havalarda hiç de soğuk hava üflemeyen bir zımbırtısı var.
Hele bir de güneş vuruyorsa oturduğum tarafa o yolculuk pek bitmez. Oyun oynayarak filan idare ediyoruz. Babam da arada sırada pencereleri bir süreliğine açar, biraz serinleriz.

Yine de kışın yol
culuk yapmaktan iyidir, deniz kenarından gidiyorsanız ve anne babanızın da keyfi yerindeyse küçük bir deniz molası ihtimali bile var.
Kışa girerken arabamızın nasıl bakımlı olması gerekiyorsa yazın da aynı şey geçerli, babamız arabamızı yaza girerken periyodik yaz bakımını yaptırmış olmalı.
Yazın yapılacak yolculuklarda dikkat etmemiz gereken en önemli şey araba içinde terleyip molalarda kendimizi rüzgara vermememiz. Sıcaklık farkları hastalıklara davetiyedir biliyorsunuz.


Çocuklarla ilgili sağlık sayfalarım, bedava e-kitaplar, öneriler,...


Yazın yolculuk yaparken bol bol sıvı almamız gerekiyor. Kolayı çok sevmem bir şey ifade etmiyor, bizimkiler bu konuda sınırlama getirmiş durumdalar, bol bol su içiyorum mecburen.
Aslında laf aramızda susuzluğu da en iyi su götürüyor. Biraz ukalalık yapayım gene: Susuz kalma durumuna dehidratasyon deniyormuş. Özellikle bebeklerde hayati sorunlara yol açabilirmiş. Belirtileri de şöyleymiş:
* Birşey yiyip içmeyi reddetmek
* Uykulu olması
* Huzursuz olması, sürekli ağlaması
* Altını fazla ıslatmaması veya bezlerinin çok az ıslak olması
* Teninin sıcak ve kuru olması
* Ateşinin olması
* Kusması veya ishal olması
Kardeşlerinizde yukarda saydığım belirtilerden birkaçını gördüğünüzde annenizi babanızı uyarın ve hemen bir doktora gidin. Doktora giderken de hastanızı serin tutun, arabanızın klimasını açın. Bizimki gibi klimasız bir arabayla yolculuk yapıyorsanız arabanın penceresini açın. Öyle battaniyeye hırkalara filan sarmayın.
Yazın deniz kenarında verilen molaların tadına doyum olmaz. Ama siz siz olun babanıza böyle şakalar yapmayın...


Yaz yolculuklarında yolculuğun içine edecek bir gelişme de ishal olmanızdır. Bebek, çocuk, büyük herkes özellikle yollarda ishal olabilir. İhtimal çok yüksek. Çünkü her yerde dondurma yeriz. Ekmek arası döner yeriz. Ben bir kere felaket bir ishal olduktan sonra yolculuk sırasında asla dondurma ve dönerli yememeye karar verdim. Size de tavsiye ederim, yemeyin bilmediğiniz yerlerde dondurma filan. Yolculuğu zehir etmeyin. Sıcak havalarda siz nasıl pelte gibi olup bozulmaya yüz tutuyorsanız bazı iyi korunmamış yiyecekler de, özellikle açıkta satılan yiyecekler de bozulur. Anne ve babanız ne yiyorsa siz de onları yemeye gayret edin.
Kışın kafamıza nasıl kukuleta takıyorsak yazın da başımızdan şapkamızı eksik etmeyelim.
Mola verdiğimizde şapkasız dışarı güneşin altına çıkmayalım. Güneş çarpar.


İlgili Yazılar:
Yazın Çocuklarla Yolculuk

Araba Kışa Nasıl Hazırlanır

Araba Kışa Nasıl Hazırlanır

Bir arabanın, otomobilin kışa girerken ve özellikle uzun yola çıkarken teknik bakımlarının yetkili servislerce yapılmış olması gerekir, hele bizim gibi ufak yolcuları taşıyacaksa sevdiklerine..



Babam arabanın hiçbir yerinden anlamaz. İyi ki de anlamaz, çünkü bu eksikliğini iyi
bildiğinden bizim arabayı yılda en az iki kere arabanın hiç sorunu olmasa bile yetkili servise götürüp kışlık bakımını, yazlık bakımını yaptırır.

Son zamanlarda bir iki sefer ben de takıldım babamla. Oradan ve değişik kaynaklardan öğrendiklerimi aşağıya yazıp biraz ukalalık yapayım:
Otomobillerin kışlık bakımı nasıl olur?

1- Antifriz konusu:
Önce antifiriz nedir, onu anlayalım. Babam hiç tavsiye etmese de Wikipedia'ya baktım tanım için: Antifiriz, 0 derece ve altında radyatör suyuna katılarak suyun donmasını önleyen kimyasal madde olarak tanımlanıyor. Yani çok soğuk havalarda arabanın içinde dolaşan suyun donup arabaya zarar vermemesi için kullanmak lazım. Ama öyle kafaya göre antifriz eklenmezmiş, servisteki Salih amca öyle dedi. Belli bir oranda antifriz kullanmak gerekiyormuş.
Çokbilmiş
babanızı uyarın, süpermarketten antifriz alıp kendi koymaya kalkmasın. Her işi bilene yaptırmak lazım.


2- Silecekler:
Daha önce bir yazımda söylemiştim. Bizim silecekler fırtınalı bir havada yolculuk yaparken uçup gitmişti. Serviste bunlara da baktırmak, gerekiyorsa değiştirmek gerekiyor. Yazın hava çok sıcak ve arabalar saatlerce güneşin altında kalıyor. Bizim örnekte olduğu gibi uçup gitmese de silecekler, kauçuk olan kısımları aşınıyor ve cama iyi temas etmediği için doğru dürüst silmiyor. Yazdan çıkıp kışa yani ıslak günlere girince bunların yenilenmesi daha iyi bir görüş için şart.


3- Su fıskiyeleri:
Meydanlardaki su fıskiyeleri değil tabi, hepimizin oynamayı pek sevdiği basınca suları püskürtüp camların temizlenmesini sağlayan fıskiyelerden bahsediyorum. Serviste bunların da temiz ve açık olduğunu kontrol ettirmeli babanız.


4- Silecek suyu:
Yukarıda anlattığım fıskiyeler suyu nerden buluyor? Bir deposu var ön tarafta,
belki
siz de görmüşsünüzdür. İşte o deponun içinde hep su bulunmalı ki hep oynayacak birşeyimiz olsun! Ve tabi gerektiğinde camı da temizlesin....



5- Soba:
Kışın yollarda üşümemek ve donup kalmamak için klima ve kalorifer düzeneğimizin çalışır ve sağlam olması gerek. Bunların bağlı olduğu hortum, kablo vb. bilemediğim şeylerin kontrol edilmesi gerekiyormuş...

6- Arka rezistanslar:
Yazın pek umursamaz büyükler bozuk olsa bile. İhtiyaçları yok ki... Ha önce bu arka
rezistanslar nedir, arabanın arka camı üzerinde birbirine paralel minik bazı kablo gibi şeyler görürsünüz. Kışın araba içi ve dışındaki sıcaklık farkından dolayı buğulanır. Baba da düğmesine basar ve sihirli bir biçimde bir kaç dakika içinde buğu muğu kalmaz camda. Çünkü bu rezistanslar camı ısıtarak içi dış sıcaklık farkını ortadan kaldırırlar. Şöför için çok gereklidir, neyse lafı uzatmamayım, bunları da kontrol ettirmek gerekir.

7- Lastikler
Lastikler yolla arabanın bağlantısını sağlayan en önemli bölümlerindendir bir arabanın. Bunların eski olmaması ve yeterli lastik havasının olması gerekir

8- Bir de pek aklımın ermediği konular var: V kayışı, hava filtresi, elektrik ile ilgili kısımlar servise gidildiğinde elden geçmesi gereken kritik parçalar...

Sonuç olarak; kışın yola çıkmadan babanıza baskı uygulayarak arabanın kışlık bakımını yaptırmasını sağlayın.

İlgili Yazılar:
Araba Yaza Nasıl Hazırlanır
Kışın Çocuklarla Yolculuk

Kışın Çocuklarla Yolculuk

Kışın Çocuklarla Yolculuk

Arkadaşlarımdan biliyorum, onlar genellikle yazın, anne babaları işten yazlık izinlerini alınca tatile çıkar ve arabayla uzun yolculuk yaparlar. Biz yaz kış tanımayız. İlle gidecek bir yer vardır ve ben de kendimi bildim bileli karda, yağmurda, çamurda arabayla oradan oraya gider geliriz.


Kışın yolculuk zordur: hem araba, hem arabayı kullanan hem de biz ufak yolcular için.
Bir kere arabanın periyodik bakımlarının yapılmış ve arabanın kış koşullarına hazırlanmış olması gerekir. Şehir içinde gidip gelmeler için çok önemsenmese de uzun yol için olmazsa olmaz şarttır otomobilinizin kışa hazırlanmış olması. Yola çıkmadan önce babanızın ensesinde boza pişirin arabayı servise götürmesi için. Karda yağmurda yolda kalmak kimse için pek de hoş birşey olmasa gerek. Bizim düldül mü iyi çıktı, yoksa gerçekten otomobil servisimiz mi iyidir, bilemiyorum, kışın yollarda hiç problem yaşamadık.

Bir araba kışa nasıl hazırlanır, öğrenmek için tıklayın.

Yalnız bir keresinde yağmurun şiddetinden herhalde, annemin tarafındaki silecek uçtu gitti. Şansımıza Edremit'in çok yakınındaydık, hemen yenisini aldık. Babam satıcıdan bir tane silecek istedi, meğer onlar çift satılırmış. Babam " ikincisini ne yapayım, var ya işte" filan dedi. Satıcı " fırtına devam ediyor, siz de yola devam ediyorsunuz, öbürü de uçarsa kullanırsınız" gibi birşeyler söylediydi. Babam pek bozulmuştu.
Kışın hava yağışlı ise asfalt kaygan oluyor. Sürücünün ani fren yapmaması gerekiyormuş, babam her yağışlı havada biraz tedirgin olur. Çünkü, ben hatırlamıyorum, bir yaşında filanmışım, yağışlı bir havada önündeki arabayı sollarken vazgeçmiş sollamaktan ve frene basmış. "Araba kendiliğinden gitmeye başladı, kontrol edemiyordum, yolun sol şeridine kaydık ve bir süre orada gittikten sonra sol taraftan yolun dışına çıktık, allahtan karşıdan araba gelmiyordu" diye hep anlatır. Ben ise araba çocuk koltuğunda herşeyden habersiz uyuyormuşum.
Babanıza hatırlatın yağmurlu havalarda daha dikkatli gitsin. Gaz, fren pedallarına sert basmasın. Kaymaya başlamışsa araba, frene basmadan sadece direksiyon yardımıyla arabayı idare etmeye çalışsın. (Bizim düldülün ABS'si filan yok. ABS frenleri olanlar sert olmamak kaydıyla frenlerini kayma anında kullanabilirlermiş) Virajlara hızlı girmesin. Direksiyonu ani çevirmesin. Daha ne diyeyim...
Aşağıdaki kısacık filmi de sonuna kadar izleyin, ses de açık olsun!

Kışın yolculuk yapmanın püf noktalarından birisi de üşütmemektir. Arabanın içi sıcak dışarısı soğuk olunca hastalanma ihtimali de artıyor. Okuduklarıma göre insanın, e tabi doğal olarak biz çocukların da, soğuktan en çabuk etkilenen yerleri önce kafa ve boyun bölgesiymiş. Yanak, burun ve kulaklarımızı korumak lazım. Kışın arabanın dışına çıkmam gerektiğinde annemin atkı ve kukuletamı takmam konusundaki aşırı ısrarını anlıyorum. Halbuki "bana birşey olmaz anne!"
Sadece hasta olurum tedbir almazsam o kadar...

Çocuklarla ilgili sağlık sayfalarım, bedava e-kitaplar, öneriler,...

Karlı havalarda ise pek yola çıkmamaya gayret gösterir bizimkiler. Hava durumuna bakıp ona göre yolculuk planlaması yaparlar. Biliyorsunuz, televizyonlardan seyretmesi hoş oluyor, arabalar karda buzda kayıyorlar. Zincir takmaları lazım kaymamaları için.
Diyelim ki karlı havada yola çıktınız ve aksilik bu ya yolda kaldınız Her taraf kar buz. Büyükler genellikle panik olur ve sizi bahane ederek yapacakları işleri unuturlar. Babanıza annenize hatırlatın:
* Tam olarak nerede olduğunuzu bilmiyorsanız babanız arabayı terketmesin.
* Babanıza söyleyin araba çevresine dikkat çekici işaretler filan koysun. Hani var ya o üçgen kırmızı parlak işaretler mesela onları koysun.
* Benzininizi idareli kullanmak kaydıyla arabayı her 10 dakikada bir çalıştırmasını söyleyin babanıza.
* Anneniz ille yünlü kıyafet, battaniye filan birşeyler bulundurur yanında. Onları herkes kullansın.
* Ağzınıza da bir şeker atın.
* Ve bekleyin ki birileri geçsin veya fırtına dinsin ...
Karda zincirsiz yola çıkmanın sonuçları aşağıda:

Bir de donma durumları var. Yolculuk sırasında yolda donmuş birine rastlarsanız ne yaparsınız?
Hemen cep telefonunuza sarılıp yardım istersiniz.
Yardım beklerken donmuş kişiyi sıcak bir ortama taşırsınız.
Üzerindeki ıslak giysileri çıkarırsınız.
Arabada ilk yardım kutusunda ille bir gazlı bezi vardır babanızın, onu kişinin parmakları arasına koyarsınız ki birbirine yapışmasın parmaklar. Öyle karla buzla ovmaca yok, bilmediğiniz işlere karışmayın. Bazılarımızın babaları pek sever uzman doktor rolleri oynamayı ama, siz boşverin, nasıl olsa telefon edip yardım çağırmadınız mı?

Bu kışın yolculuk konusunda yazılacak pek çok şey var ama, siz kışın pek zorunlu olmadıkça evde kalmayı tercih edin. Sıcak ortam, televizyon, bilgisayar, yemek, bırakın yola kim gitmek istiyorsa gitsin, hem anneanlerle dedeler daha hoş tutar çocukları!


İlgili Yazılar:
Yazın Çocuklarla Yolculuk
Araba Kışa Nasıl Hazırlanır

11 Kasım 2007 Pazar

Okul Öncesi Oyunlar


OKUL ÖNCESİ YOLCULUK OYUNLARI

Okula başlayınca insana bir ağırlık geliyor doğal olarak.
Ama okul öncesi öyle mi ya? Kıpır kıpır hareketli, laftan sözden anlamayan, hep birşeyler sorup birşeyler isteyen biriydik.
Şimdi tanıdıklarımızın okul öncesi çocuklarına bakıyorum da zor günlermiş annem ve babam için okul öncesi dönem.

Düşünüyorum da benim için de zormuş okul öncesi yaşam ve yolculuk:
Bir kere, araba için yapılmış çocuk koltuklarına mahkumsunuz. Her ne kadar rahat da dizayn edilmiş olursa olsunlar, araba çocuk koltukları hareketinizi kısıtlıyor ve bu arada sizin içiniz kıpır kıpır hep birşeylerle uğraşmak istiyor.
Bizimkilerin buldukları ve benim hatırlayabildiğim okul öncesi oyunları aşağıya yazıyorum. Bakalım ne kadarını hatırlayabilmişim:

1- BENİ TANIDIN MI OYUNU

Babamın eşek gibi bağırdığını (anırdığını demedim dikkat ettiyseniz, ayıp olmasın) hatırlıyorum mesela. Ve hemen sorardı: Ben kimim? Arı gibi vızlar, kedi gibi miyavlar,...Ben de bu sesi hangi hayvanın çıkardığını bulmaya çalışırdım. Sonra ben acayip sesler çıkarır ve onların bunu bilmesini, bulmasını isterdim. Severdim bu oyunu.

2- ŞARKI SÖYLEMECE
Bildiğim okul öncesi şarkılar, okul şarkılarında daha fazladır. Çünkü arabada hep beraber şarkı söylerdik. Bu etkinliğin arabada beni e
pey oyaladığını söyleyebilirim.
Bizim zamanımızda yokmuş tabi Youtube mutub:



3- BULUT MU KUZU MU OYUNU
Hep güneşli günler de yolculuk olmaz ya. Bazen hava bulutlu olur ve bu bulutlar hep birşeylere benzer. Neye benzedikleri hakkında konuşmak eğlencelidir. Birinin arabaya benzettiği bir bulut parçasını diğeri eve benzetir. İtirazlar filan.
Bu sırada rüzgar bulutların şeklini değiştirir. Keyifli vakit geçirtir insana.

4- HAYVAN BULMACA
Annem aklından bir hayvan tutardı. Özelliklerini bana birer birer söylerdi. Kaçıncı özelliği söylediğinde bulduysam o hayvanı ve o sayıyı aklımızda tutardık. Hangi hayvanı daha çabuk bulduysam onunla ilgili bir öykü anlatmamı isterdi.

5- RENKLİ OYUN
"Kırmızı" dediğinde babam ben saymaya başlardım: domates, güneş, elma, gelincik...kırmızı bana ne çağrıştırıyorsa artık.

6- BİLETLER LÜTFEN OYUNU
Yola çıkarken bana bilet gibi birşeyler verirlerdi. Üzerlerinde birden ona kadar rakam vardı bu kağıtların. Her yarım saatte bir ya da her 10 km de bir sırasıyla bir bilet vermemi isterlerdi. Rakamları bu sayede öğrenmiş oldum.



7- SESLİ OYUN
Yolda sık sık görebileceğimiz şeylere değişik ve komik

sesler seçerdik. Mesela kamyon için bapbapbap, köprü için köpköpköp, kuş için cıkcıkcık, ağaç için kaçkaçkaç, araba için rapraprap hatta kırmızı araba için tuktuktuk beyaz araba için .
bezbez....gibi.
Çok neşeli bir oyundur. Önce hatasız olarak söyleyen puan kazanır.

8- YAP BOZ
Yap bozlarla çok oyalandığımı biliyorum. En sevdiğim okul öncesi yolculuk oyunlarındandır.

9- YEMEK YİYELİM
Araba koltuğuma monte ettikleri masa gibi birşey vardı. Üzerinde yemek yerdik annemle. Bu masa aynı zamanda bazı oyunlar için de faydalı oluyordu. Mesela yukarda anlattığım yap bozlar için veya boyama yapmak için...

10- ORİGAMİ
Origami kağıt katlayarak ve yapıştırıcı, bant filan kullanmadan şekiller yapma işine deniyor. El becerilerini geliştiren bir oyun. Benim pek gelişmediğini söyleyebilirim. Çeşitli origami örneklerini, nasıl yapılacağını buradan öğrenebilirsiniz. İlgisi olana tavsiye ederim.
Origami ile ilgili herşey için bir tık

Oyunların sayısını arttıramadık...Yardım lütfen...


İlgili Yazılar:
Okul çağı yolculuk oyunları
Bebeklik yolculuk oyunları

Okul Çağı Oyunları


Okula başladıktan sonra yolculuklarda oynadığımız oyunlar


Çoğunu hala oynadığımız oyunlar bunlar. Bir kısmını daha küçükken daha çok oynardık, ama büyüdükçe yenileri katıldı oyunlara. Yenilerini uydurduk ailece. Buna yaratıcılık da diyorlar ama sonuç olarak eski oyunlardan esinlenerek, sağdan soldan öğrenerek uydurduğumuz oyunlar işte.

TUTMACALI OYUNLAR:
1- RENK TUTMACA:

Ben bir renk, annem ve babam başka başka birer renk tutarlar. Belirli bir süre ya da mesela Ayvalık'a kadar diye bir
oyun sonu belirlenir. Kimin tuttuğu renkten fazla otomobil geçerse, oyunu o kazanır. Bu oyun oynanırken farkettik ki oyun sorunlu biraz. Çünkü ya karşıdan gelen araba birden çok renkliyse? Bazı arabalar 2-3 renkli. Yolda oyunların en keyifli tarafı da bu: tartışmalar.
Ama şunu da unutmayın, bu tartışmaların sonunda sorun nasıl çözülür onu öğrenmiş oluyorsunuz. Yoğun tartışmalar sonunda bizim bulduğumuz çözümler ise şöyle:
Ya geçen arabanın renklerininden tutanlar birer puan alır (beyaz ve siyah ise arabanın renkleri, beyaz ve siyah tutan varsa onlar birer puan alır.) ya da hakim olan renk ne ise puanı sadece o alır.

2- OTOMOBİL MARKASI TUTMACA:
En zevk aldığım oyunlardandır. Herkes bir otomobil markası tutar. Belirlenen yere gelinceye kadar sayılır. Kimin tuttuğu otomobil markası daha çok tekrarlanmışsa oyunu o kazanır. En çok hangi markanın kazandığını yazmayacağım: Reklama girer!
İlle kopya vermem istenirse bana yazın. Hatta reklama girmesini isteyen otomobil firmaları bile yazabilir, maksat harçlık çıksın ;)ı

3- PLAKA NUMARASI TUTMACA:
Herkes bir ilin plaka numarasını tutar. Kimin tuttuğu ile ait araba daha çok geçerse oyunu o kazanır. Bu oyunda da bazı sorunlar var: 34 plaka her yerde çok. Bir de hangi ilin sınırları içindeyseniz tabi o ilin arabaları çok geçiyor önünüzden. 34'ü veya içinden geçilen ilin numarasını uyanıklık yapıp önce kapan avantajlı duruma geçiyor otomatikman. Babam der ki:"hayatta da bazıları önceden bazı plakaları kapmıştır, sen ne kadar uğraşırsan uğraş onları
geçemezsin!" Annemin de itirazı vardır: "O zaman kimsenin bunları kapmasına izin vermemek lazım!" E, doğal olarak biz de eşitlikçi bir yaklaşımı seçeriz bu oyunu oynarken: 34 ve içinden geçilen ilin plaka numarasını kimse sahiplenemez. Bu da oyunu daha çekişmeli ve keyifli yapıyor. Ayrıca coğrafya bilginizi konuşturma fırsatı da veriyor. Hemen içinden geçmekte olduğunuz ilin komşularını düşünüp en uygununu kapmaya çalışıyorsunuz. Güzel oyundur.

SÖZCÜK TÜRETME İLE İLGİLİ OYUNLAR (sözel oyunlar)
4- İSİM-ŞEHİR
Bu da hepimizin bildiği güzel bir oyundur. Ayrıca sonsuza kadar uzayabilir. İsim şehirden başlayıp hayvana, bitkiye oradan yemeklere ne bileyim ünlülere, futbol takımlarına kadar uzayabilir. Araba içinde yazma imkanı pek olmadığı ve şöförü de düşünmek
gerektiğnden skor tespitinde bizim bulduğumuz yöntem "en önce söyleyen puanı kapar" yöntemidir.

5- PLAKA - CÜMLE OYUNU
Önünüzde bir araba gidiyor. Plakası 34 BUG 25 mesela. BUG harfleriyle başlayan üç kelimelik bir cümle oluşturun bakalım: Benim Uykum Geldi, Bursa Uzakta Galiba, Bana Ufak Geldi,...Anlamlı plakalara denk gelirseniz güzel, 45 cjy 66 gibi plakalarda ise can sıkıcı bir oyundur. Çok oynamayız bunu.

6- SON - BAŞ OYUNU
Anlatmaya üşendim. Biri Murat der. Sıradaki oyuncu "t" ile başlayan bir isim söyler, yani söylenen kelimenin son harfi ile başlayan bir kelime.
Murat - Tarık - Kemal - Leyla- Ahmet - Tufan - Nimet - Tuna,... gibi. Önce kolay gibi görünür, isimler tükendikçe zorlaşır. Bu oyunu özel isimlerle oynayabileceğiniz gibi hayvan, şehir, marka,...versiyonlarını da oynayabilirsiniz.

7- SCRABBLE
Şöför bu oyuna katılamaz. Mecburen arka koltuktaki iki kişi tarafından oynanır. Dolayısıyla genellikle annem ve ben oynarız. Scrabble'ın yolculuk için yapılmış olan küçük boy olanları var. Onlar şart. Hem harfler filan dökülmüyor yolda. Bir de internette oynananı var, scrabulous, ama şimdi yeri değil.

8- BOGGLE
Babamın araba kullandığı için oynayamadığı ve bize de pek oynatmadığı bir oyundur. Halbuki en az Scrabble kadar severim bu oyunu. Oynatmama sebebine gelince: Taşları karıştırırken çok gürültü çıkıyormuş, ilgisi dağılıyormuş, ona kaza mı yaptırmak istiyormuşuz,... filan. Kendi oynayamadığı için
bozuluyor, mesele sadece bu aslında.

9- YAZ - SÖYLE OYUNU
Türkçede öyle kelimeler var ki dili dönmüyor insanın söylerken. Hadi mitoloji dediniz, arkeoloji desenize şaşırmadan. Ya da meteoroloji veya jaluzi, veya jakuzi. Baba mat edecek ya adamı, zor kelimeler seçer, sen de alay konusu olmamak için kanter içinde tek tek harflerini söyle bakalım, sonra da kelimeyi şaşırmadan 3-5 kere tekrar edersin. Sevmem bu oyunu. İntikamım acı olur ama, ben de ona "üç tas has kayısı hoşafı"nı ve "karga kalkar dal salkar"ı söyletirim.

10- AH..İNGİLİZCE OYUNU
Yolda giderken gördüğümüz herşeyin ingilizcesini bana öğretme niyetlerine dayanan bir oyundur. Bence oyun bile değil, ama 3-5 kelime öğrendik o sayede. Bu oyunda da intikamım acı olur: Öyle ağaç, yol, mol kolay, "baba, bak yol kenarında at kestanesi ağaçları var, bunların ingilizcesi ne" diye sorup babayı çuvallatabilme imkanı sunar insana.
Bu arada çocuklara ingilizce öğretmek için yazılmış bir kitaptan yararlanmak ve bu kitabı indirmek isterseniz buradan yararlanabilirsiniz.
Yok, parama geçer hükmüm derseniz buraya lütfen...
Belki bize de bir gofret parası çıkar:)
(Babam yazıyı okuduktan sonra, bu son yazdığım cümleyi silmemi söyledi, ayıp oluyormuş, bana gofret alacak kadar harçlık vermiyorlarmıymış,...falan filan. Kendinle çeliştiğinin farkında bile değil; hem kendi kazandığını harcamak kadar güzel birşey yoktur hayatta diyor hem de bunu söylüyor.)
(Bu arada farkındasınız heralde, başımda ciddi bir sansürcü var ve her yazımı didik didik didikliyor. Babamdır diye birşey diyemiyorum, ama bozuluyorum.)

11- ÖYKÜNÜN DEVAMINI KURMA OYUNU:
Annem ya da babam bir öykü anlatmaya başlar. Öyle bir yerde keser ki öyküyü herşey olabilir. Sözü bana verir ve öykünün devamını istediğim gibi kurup anlatmamı söyler. Ben de bir yerde keser ve sıradakine sözü veririm. Bazen ödül alabilecek öyküler çıkarken bazen de abuk subuk şeyler oluşur. Eğlenceli bir oyundur. Severim bu oyunu.

MATEMATİK OYUNLARI:
12- BENZİN ZAMMI OYUNU
Beni sınavlara hazırlayacaklar ya, buldukları ilk fırsatta derslerle ilişkili bir oyun uydururlar.
Mesela bizim arabanın deposu 45 lt imiş. litresi 2.50 YTL'den doldursak ne kadar ödermişiz veya 100 Lira'ya kaç litre alırmışız filan. Bir de bu oyunun karmaşık versiyonları var. İzmir'e gidiyoruz ve 90km var önümüzde. Saatte şu hızla gittiğimizde bu kadar benzin yaktığımıza göre gidene kadar kaç litre benzin kullanacağız, bu benzinin bedeli kaç lira.... Bir de sürekli zam geliyor benzine. Hadi yeniden hesapla...Bitmez bu oyun! Bir de biodiesel versiyonu var bunun. Hem çevrecilik aşılayacaklar hem matematik öğretecekler...Laf açılmışken biodiesel ile ilgili babama göre çok kapsamlı bir el kitabını (Handbook of Biodiesel) indirmek isterseniz tıklayın.

13- PARALI OYUN
Yola çıkınca bana biraz para verirler, yollarda harcayayım diye. Meğer bu da bir numaraymış: Gofret kaç para, kalan paranla kaç gofret alabilirsin...2 saatte 2 lira harcarsan 4 saatte kaç lira harcarsın....Ben büyüdükçe harçlık miktarı büyüdüğü gibi problemlerde büyüdü ve karmaşıklaştı. Olsun, matematiği severim.

HARİTALI OYUNLAR:
14- KARAYOLLARI HARİTASINDA YER BULMACA

Arabanın bir tane karayolları haritası vardır. Ben dokunamam ufaklığımdan beri. Yasaktır bana, babam çok bozulur kat yerlerini denk getiremezsem. Ama benim ayrıca bir haritam vardır. Üzerinde çalışıp, oyun oynadığım. Yola çıkarken çıkış şehrimizi ve varacağımız şehri işaretlerim. Kaç km var, hesaplarım. Yollarda hangi ilçelerden geçiyoruz, bu ilçeler hangi ile bağlı, neleri meşhur konuşup eğleniriz.

15- BU BENİM HARİTAM
Okula ilk başladığım zamanlar çok sevdiğim bir oyundu. Bir kağıda çıkış şehrimizi yazıp, kağıdın öbür ucuna varacağımız şehri yazardım. İkisini bir yol ile birleştirip yol üzerine ilgimi çeken köyleri, kasabaları not ederdim. Gördüğüm ilginç binaları, camileri, tarlaları, köyün horozlarını, gelincik tarlalarını çizerdim. Sonra otelde bunları boyardım. Annemin hala sakladığı 7-8 tane yolculuk haritam vardır. Çektiğim fotoğraflardan daha anlamlıymış bunlar, öyle diyor. Birini ekleyeceğim buraya.
Boyama ile ilgili site linkleri, bedava programlar ile ilgili yazım burada:
Boyama Siteleri, Kitapları


ÇEŞİTLİ KARIŞIK OYUNLAR
16- FIKRA ANLATMACA

Fıkralar anlatıp, gülüşürüz. Bulmacalı fıkralar favorimdir. Hani 4 fil bir arabaya nasıl sığar filan...

17- KONSER
Okul şarkılarından konser veririm. Yeni şarkılar öğrenirim.

18- GÜNLÜK TUTMAK
Hiç sevmediğim bir uğraştır günlük tutmak. Güzel güzel defterler, kalemler aldılar bana sırf günlük tutayım, yol anılarını yazayım diye. Beni sarmadı, çok da ısrar ettiler, elbet vardır bir nedeni, ama dedim ya, doğru dürüst hiç günlük tutmadım. Bu eksiği bu blog ile giderdim heralde!

19- YOLCULUK KOLLEKSİYONLARI
Bu da bana pek anlamlı gelmeyen bir oyalanma yolu. Gerçi bu sayede durduğumuz yerlerden aldığım bir çok anahtarlığa, kartpostala sahibim. Kolleksiyonculuğun anlamları üzerine babamın anlattığı derin bilgilere sahibim, ama o paraları çukulatalara yatırmayı tercih ederdim.

20- MİTOLOJİ ARKEOLOJİ
Yahu ne acayip bir memlekette yaşıyoruz: Yol üzerinde o kadar çok tarihi kalıntı var ki, insan merak ediyor bunları: Kim yaşamış, ne zaman yaşamış, çağdaşları kimmiş....Beni de merak sardı, yola çıkmadan görme ihtimalimiz olan tarihi yerleri öğrenirim. Babam ve annem de yolda hem beni sınarlar, hem de yeni şeyler öğretirler. Mitolojideki bütün tanrıları bilirim. Çok da kitap okudum bu konuda. Çocuklar için yazılmış mitoloji kitaplarını da yazacağım ilerde.
(Burada bedava bir e-kitap buldum, buyurun:
Encyclopedia of Mythology.)

21- SPOR ve PİKNİK
Bazen yol uzun sürer, git git git bitmek bilmez. Hareket sınırlı arkada. Zaten kemer bağlamam gibi zorunluluk var! Her yerim tutulur, sözel mözel oyun kesmez.
Arabada topum ve frizbim vardır. Mollalarda biraz azdık mı bunlarla, keyfim yerine gelir. Annem olayı ille bir piknik havasına sokar ve yiyecek birşeyler verir. Hiç sevmediğim yiyecekleri bile nasıl yediğime kendim de şaşarım. Arabada da mis gibi bir uyku, bir de bakmışım gelmişiz geleceğimiz yere.
Bir de bazı benzin istasyonlarında ve küçük kasabalarda çocuk parklarından yararlanırız. Burada dikkat edilmesi gereken konuları Çocuk Parklarında Nelere Dikkat Edilmeli? adlı yazımda bulabilirsiniz.

22- PLAKALARDAN TOMBALA
Herkes mesela üçer tane iki basamaklı sayı seçer. Geçen arabaların plakalarına bakarak tutan numaraları işaretleriz. Kim önce bitirirse oyunu o kazanır. Bazen kaybetsem de bu oyunu severim.

23- TAŞ KAĞIT MAKAS OYUNU
Favori oyunlarımdandır. Herkes bilir bu oyunu, anlatmayacağım. Ama gerçekten çok severim.

24- TEKNOLOJİK OYUNLAR
Gameboy'suz bir yolculuk düşünemiyorum. Bir de walkman / discmansiz.

Ucuz gameboylar burada


İlgili Yazılar:

Üçlemeler
Okul öncesi oynadığım oyunlar

Bebeklik oyunlarım
Okul Öncesi Boyama Siteleri, Kitapları

10 Kasım 2007 Cumartesi

Araba ve Ben


11 yaşındayım.
Hayatım arabada geçti.
Sadece yollarda değil, annem babam arabayı neredeyse işlerinin de bir gereği olarak bir çocuk yuvası olarak kullandılar. Şikayetçi olduğumu sanmayın, çok şey öğrendim arabada.

Hala o araba benim yatıp uyuduğum dinlenme odam,
birçok şey öğrendiğim kitapları okuma salonum,
arkadaşlarımla buluşma noktam,
yollarda anne ve babamla birlikte olup birçok şeyi paylaştığım özel bir yer olma işlevlerini sürdürüyor. Büyük kentlerde yaşayanlara bir not: Küçük ve güvenli bir kasabada yaşıyorum.

Bu arada otomobilimizin çok konforlu filan olduğunu sanmayın: ben doğduğumda satın aldıkları sıradan bir otomobil. Bugünlerde o da 11. yaşını kutlamaya hazırlanıyor. Ama babam düzenli bakımlarını yaptırır ve hiç yolda kalmadık. Yolda kalan güzel, lüks otomobillerle hafiften dalgamızı geçeriz hep.

O arabayla birçok yere gittik, kimini hiç hatırlamıyorum, kimi hayal meyal, kimi yerler ise aklımdan hiç çıkmıyor. Bunları da yazmayı planlıyorum. Gittiğim yerler ve bende bıraktığı izlenimler.

Ayrıca okuduğum kitapları paylaşmayı düşünüyorum. Yaşıtlarıma göre çok kitap okuduğumu söyleyebilirim ve okuduğum kitapların önemli bir bölümünü arabada okudum. Bendeki bu okuma sevgisi nasıl oluştu, bunu da yazacağım.

Size tuhaf gelebilir ama bilgisayarlarla da ilk kez arabada tanıştım: Bizimkilerin eski bir laptopu benim en sevdiğim oyuncaklarımdandı. Ne oyunlar oynadım arabada bilemezsiniz; saatlerce ve arkadaşlarımı da arabaya davet ederek, yiyerek içerek arabada laptoplu toplantılar yaptık, hala da arabada oynarız. Ta ki babam gelip ortamı bozuncaya, partiyi dağıtıncaya kadar. Severek oynadığım pc oyunları ve oyunlardaki üçkağıtları da yazacağım.
Sadece oyun oynanmıyor tabi laptopda. Film de izleniyor. İzlediğim sinema filmleri ve izleyeceğimiz vizyona yeni girecek çocuk filmlerini de yazmayı tasarlıyorum.

Yollarda olduğumuz zamanlar ise anne ve babamın uydurduğu bir sürü yol ve yolculuk oyunu oynarak vakit değerlendirirdik. Bu yollarda olmak ayrıca anlatılmaya değer: çünkü annem ve babamın beni, benim onları yakından tanıdığım, araya hiçbir şeyin, -ne televizyon, ne telefonlar, ne iş-, giremediği çok özel zamanlar.

Bu benim ilk ciddi blog yazım, daha önce bir iki deneme yaptım, bazı bedava sitelerde siteler yapmaya çalıştım, ama ilk kez bu yazdıklarımı herkesin önüne koyuyorum. Bu ilk blogta en kolaydan, en zevkli olandan başlamayı istiyorum. Bu da yollarda oynadığımız oyunlar olacak. Yollarda ailece nasıl vakit geçirdiğimizi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Anne veya babaysanız çocuklarınızla yazacağım oyunları oynayın, çocuksanız anne babanızı zorlayın yollarda bu oyunları oynamaya. Baştan itiraz bile etseler sonra onların da hoşlandıklarını, sizinle bayağı yarıştıklarını görüp şaşıracaksınız. Çünkü babamın dediği gibi "herkes, büyükler de, çocuktur, kimi gizler, kiminin ise buna ihtiyacı yoktur."

Yolculuklarda oynadığımız oyunları 3 grupta topladım:
Okula başladıktan sonra,
okul öncesi oyunlar ve
bebekken oynadığımız oyunlar. Beni en zorlayan bölümün bebeklikte oynanan oyunlar olduğunu tahmin edersiniz heralde. Anne babamdan yardım aldım bu konuda. Gerçi onlar da çoğunu unutmuşlar! Birşeyler söylediler, çoğunu da uydurdular gibime geliyor.

Sizlerden ricam siz de eğer yollarda oyun oynuyorsanız burada paylaşın. Her yazının altında yorum yazma yerlerini göreceksiniz onlardan yararlanabilirsiniz, bana e-mail atabilirsiniz.

En önemlisini unutuyordum az kalsın: Beni böyle blog yapmaya zorlayan, takıldığım yerlerde beni tamamlayan anne ve babama çok teşekkür ediyorum.
Bir de, benden daha iyi bilseler de -şimdilik!- bu blog ve site yapma işinde takıldığım yerler var. Bu konuda da bana yol gösterenler, şunu şöyle yap, bunu böyle yapsan daha iyi olur diye uyaranlar olursa sevinirim.

İyi okumalar diye bitirmiştim, "iyi yolculuklar desem daha iyi olur"muş! Biri öyle dedi.
E, o zaman kırmayalım babayı:

İyi yolculuklar!

Bu arada sizlerle ilk araba deneyimimi de paylaşayım :)




DÜZELTME: Bu arada 12 oldum.

.

SON YAZILARIM



Yazacak çok şeyim var
- Okuduğum Kitaplar
- Seyrettiğim Filmler
- Otobüsle Yolculuklarım
- Kullandığım Bilgisayarlar
- Gördüğüm Yerler
- Kaldığım Oteller
- En Sevdiğim Siteler
- Bindiğim Arabalar
- Benzin İstasyonları
- .........
" Sponsorlar Arıyorum"
Blog istatistiklerim için TIKLAYIN


Baktım blog belgesellerdeki Pakistan Hindistan otobüslerine dönmeye başladı, bir köşeye topladım bu ıvır zıvırı. Ivır zıvır dediğime bakmayın, siz yine de beni favorilerinize almayı unutmayın. Bir de şu ankete kaç yaşınızda olduğunuzu belirtirseniz ( hesapladım, 2 saniye tutuyor) çok sevinirim.

Subscribe

Join My Community at MyBloglog!
Personal Blogs - Blog Top Sites

B L O G İ Ç İ A R A M A